CUMHURİYETÇİLİK CHP, Atatürk'ün kuruluşuna öncülük
ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak, geliştirmek, güçlendirmek
misyonunun sahibidir. Cumhuriyetçilik, demokrasinin tarihsel
önkoşulu, hazırlayıcısı olmuştur. CHP, bir ilke ve ideal beraberliği
üzerinde Cumhuriyetimizi kurmuştur. Cumhuriyetin temelindeki
anlayış, bu beraberliği oluşturan tüm insanların eşitliği ve
bütünlüğü anlayışıdır. CHP, ulusun egemenliğini ve bağımsızlığını
cumhuriyetçiliğin temel kuralı olarak benimser ve savunur.
Cumhuriyet, tarihimizdeki en köklü dönüşümdür. Egemenliğin kaynağını
ulusta bulan anlayıştır; "saltanat" kavramının yıkılması "milli
iradenin" geliştirilmesidir; "tebaa" nın yerini "yurttaşın"
almasıdır. Cumhuriyet, "yurttaşlık" kavramının temel öğe ve temel
tanım olarak esas alınmasıdır; kültürel, dinsel tanımların sivil
topluma bırakılarak, resmi ölçü olmaktan çıkarılmasıdır. CHP'nin
"Cumhuriyetçilik" ilkesi, demokrasi bağlamındaki bir büyük uzlaşmayı
da içermektedir. Türkiye kendi kendisiyle kavgalı olmaktan
yorulmuştur. Barışa ihtiyacı vardır. Farklı yarar grupları, farklı
kültürel, toplumsal duyarlılık kümeleri arasında yeni anlayış ve
hoşgörü kanallarının açılması, insanların kendi farklılıkları içinde
bütünleşmesi, CHP'nin inancıdır, iddiasıdır.
MİLLİYETÇİLİK CHP, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm
yurttaşların birliğini, bağımsızlığını, egemenliğini, güvenliğini,
esenliğini ve dünyadaki saygınlığını, Türkiye'nin toprak
bütünlüğünü, siyasal ve ekonomik haklarını korumakla görevlidir; bu
görevi tarihi boyunca onurla taşımış olmaktan kıvançlıdır. Türkiye
Cumhuriyeti'nin kuruluş döneminde gereksinim duyulan bir "uluslaşma
sürecinin" işlevi olarak milliyetçilik ilkesi benimsenmiştir. HP'nin
uluslaşma anlayışı, geçmişten devralınan feodal kümelenmelerin, ırk, bölge,
inanç ayrışmasına dayalı yapılanmaların tarihe bırakılmasıdır; ülkede kader
ortaklığının oluşumudur; çağdaş topluma geçişin çok önemli bir aşamasıdır. Milliyetçilik "ırka" indirgenemez; Türkiye bütününü
oluşturan çok sayıdaki etnik özellik karşısında devletin yanlılığı,
öncelik tercihi söz konusu olamaz. Devlet, herkesi eşit şekilde temsil ve
ifade eder. CHP, milliyetçiliği, bölgecilik anlayışlarının, kavimcilik
benzeri küçük bağlılıkların, kan-köken bağımlılıkların ulusal düzeyde
aşılmasıdır. Ayrışma değil, bir bütünleşme hareketidir. Bu bağlamda,
"milliyetçilik", farklı etnik yapılanmalar arasında bir ayrım ölçüsü
değildir. Tüm ayrışmaları kapsayan, onların Türkiye'nin ulusal bütünlüğü
çerçevesinde demokratik farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, farklılık içinde
bütünleşmeyi öngören, bütünlük idealini tanımlayan kapsayıcı bir
anlayıştır. CHP'nin milliyetçilik anlayışı, hangi kökenden gelirse gelsin,
hangi dili konuşursa konuşsun ve hangi inancı paylaşırsa paylaşsın,
kimsenin "azınlık" konumuna indirgenemeyeceğidir; herkesin ülkenin asli
sahibi olduğudur. CHP, başka ülkelerde yaşayan yurttaşlar ve Türk
topluluklarına eşit davranılmasını, ana dillerini ve kültürlerini yaşatıp
geliştirme olanağı sağlanmasını özenle gözetir.
HALKÇILIK
CHP'nin "Halkçılığı"; öncelikle kitlelerin emeğiyle ve alın
teriyle üreten, değer yaratanların önde tutulmasıdır. Siyasal meşruiyetin
temelini halkla bulabilmektir. CHP'nin halkçılığı, ahlâki ve siyasi bir
öncelik tercihidir. CHP, ekonomik ve siyasal imtiyaz odaklarının
dışındakileri öncelikle temsil eden, imtiyazların kaldırılmasını amaçlayan
partidir. CHP'nin amacı, sade ve sıradan yurttaşa öncelikle hizmet
götürmektir; ona fırsat yaratmak, önüne ufuk açmaktır. CHP siyasetinin özü
budur. Bu özellikleriyle, "Halkçılık", CHP'nin tarih sürecinde
geliştirdiği sol kimliğin de kaynakları arasındadır. CHP'nin temel bir
inancı, temel bir yaklaşımı olan halkçılık, gereğinde bireyselliği aşarak
bütünselliğe erişmektir; memleket içi özveride bulunmaktır; yurtseverliği
özümsemektir. CHP'nin halkçılık anlayışı, halkı muhtaç kabul edip, ona
bağıslar lütfetmeyi esas alan bir popülizmin ifadesi değildir. Halkın kısa
vadede duymak istediğini söylemek değildir. Hakçılığın gereği,
sorumluluktur; sosyal demokrat değerleri, akılcılıkla, üretkenlikle
bütünleştirmektir. CHP, halkçılık ilkesinin ışığında, kimsenin kimseyi
ezemeyeceği, sömüremeyeceği, herkesin yaşamı boyunca geçimi ve sağlığı
bakımından güvenlik içinde olacağı, çalışma ve eğitim fırsatlarından
eşitlikle yararlanabileceği insanca ve hakça bir düzen kurmayı amaçlar.
DEVLETÇİLİK Devlet, özel yararlarla toplumsal yararlar
arasındaki dengenin sağlıklı oluşması için getirilmiş bir güvencedir. Bu
güvence, özellikle piyasa mekanizmalarının özel çıkarlar için
çarpıtılmasını önlemek, tekellerin oluşturulmasını, üretici ve tüketici
haklarının çiğnenmesini engellemek açısından gereklidir ve etkilidir.
Toplumun büyük tercihlerinin belirlenmesinde, uzun vadeli ekonomik
stratejilerin oluşmasında devletin öncelikli görevi vardır. Aynı şekilde,
ekonomisi geri kalmış yörelerin geliştirilmesi ve bölgesel
farklılaşmaların giderilmesi öncelikle devletin sorumluluğudur. Ulusal
bağımsızlığın ve egemenliğin sağlam siyasal ve ekonomik temellere
dayanması; kişinin özgürlüğü, güvenliği ve yaşam koşullarının iyiliği;
yurttaş eşitliğinin korunması; toplumun esenliği ve uyumu; gelişmenin
sürekliliği, hızı ve halkçılığı; tüm üretim araçlarının ve mülkiyetin
toplum yararına ve emeğin üstünlüğü ve gelişmenin bütünlüğü kurallarına
uygun biçimde değerlendirilmesi, devletin gözetmesi gereken temel
ölçülerdir. CHP, devletin işleyişinde katılımcılığı öngörür; yönetenle
yönetilen karşılığının giderilmesini amaçlar. CHP, merkeziyetçiliği ve
israfı azaltacak, etkinliği ve verimliliği arttıracak şekilde, devletin
"yerinden yönetim" anlayışına dönük olarak yeniden yapılanmasını savunur.
CHP'nin devlet anlayışında, yurttaş devlet için değil, devlet yurttaş için
vardır. Bu özellikleriyle, devlet, toplum ve yurttaş yararına etkin önlem
alabilmenin yetkisine ve olanağına sahip olmalıdır. CHP, üyesi olduğu
belirli bir alanda toplumun yararı doğrultusunda Sosyalist Enternasyonalin
ilkeleri doğrultusunda, belirli bir alanda toplumun yararı varsa,
sosyalleştirmeyi veya özelleştirmeyi öngörebilir.
LAİKLİK
Bütün inançlar, devlet önünde eşittir. CHP, devleti dinsel
inançlara karıştırmaz dinsel inançların da devlet işlerine karışmasına
kesinlikle izin vermez. İnanç ve ibadet özgürlüğünü, kişinin kutsal ve
dokunulmaz hakkı sayar. Dinin baskı unsuru olmasını da, din duygusunun ve
dinsel inançların baskı altına alınmasına da karşıdır. Laiklik, din ve
devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır. Laiklik, Cumhuriyetin
ve demokrasinin, ulusal bütünlüğün ve iç barışın temel taşıdır. Laiklik,
toplumdaki farklı inançların barış içinde birlikte yaşama yöntemidir.
Laiklik, inananların, farklı inananların, farklı düşünenlerin kendi
tercihlerinin ortak güvencesidir. Laikliğin temel özelliği, toplumun
bütünlüğüne katkı yapmasıdır; barışı ve karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü
kurumsallaştırmasıdır. Laik devlet, din-inanç-düşünce özgürlüklerinde
farklılaşanlar arasında bir taraf değildir; ortak güvencenin
düzenleyicisidir. Çağdaşlığın, bilimselliğin ve demokrasinin
temel taşı laikliktir. Laiklik korunmadan demokrasi yaşatılamaz. Eğitim
laikleşmeden, yeniliğe ve değişime açık çağdaş bir toplum ve devlet yapısı
oluşturulamaz. CHP, dinin istismarını başta eğitim olmak üzere her alanda
önlemekte kararlıdır. Laikliğin uzun vadedeki gereği, inanç dünyasının
sivil topluma devredilmesidir. Laikliğe karşı
uluslararası bir stratejinin Türkiye'ye yönelik saldırıları karşısında,
laiklik, CHP'nin özel bir duyarlıkla savunduğu ilkedir. İnanç dünyasını,
eğitimi ve siyaseti bu tür saldırılardan korumak CHP'nin öncelikli
görevidir. Laiklik, Türkiye'de laikliğin kurucusu olan CHP'nin öncelikli
sorumluluğudur.
DEVRİMCİLİK CHP, dönemler boyunca gelişen
ve olgunlaşan bir yenileşmedir; süreklilik içinde değişimdir; sonsuz bir
adalet arayışıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında tanımıyla, CHP'nin
devrimciliği, "...ulusumuzu son yıllarda geri bırakmış kurumların
yıkılarak, yerlerine, ulusumuzun, çağdaş uygarlık doğrultusunda
ilerlemesini sağlayacak kurumların getirilmesidir". CHP'nin
devrimcilik anlayışı, çağdaş düşüncelere açılarak yenilikleri kavrayıp
benimsemektir. Toplumun, kuralları ve kendini sorgulayarak, daha iyiye,
daha doğruya ve daha güzele ulaşmanın yollarını açmasıdır. Yenileşmenin ve
değişimin araçlarını oluşturması, yöntemlerini düzenlemesidir. CHP, halkla
birlikte, halktan güç ve yetki alarak, demokratik hukuk devleti
kurallarına ve barışçı yöntemlere bağlı kalarak devrimciliği sürdürür.
CHP, toplumsal ve ekonomik düzen ile devlet yapısında çağın,
gelişmenin, insanca ve hakça yaşamanın gereği olan değişimlerin öncüsüdür.
CHP, halkın ekonomik ve siyasal gücünü arttırıcı, yönetim yetkisini ve
sorumluluğunu geliştirici kurumsal düzenlemelerin tarih boyutundaki
sahibidir. CHP, tarihsel temelleri üzerinde ve sosyal demokrat kimliği
doğrultusunda, sürekli bir yenileşmenin takipçisidir. CHP geleneğinin
özelliği budur. "Süreklilik içinde değişim" ve "kendi özünün
doğrultusundaki yenileşme", CHP'nin gücü, ayrıcalığı, üstünlüğü olmuştur.
Bundan sonra da olmaya devam edecektir. Demokratikleşmenin
evrensel sürecinde ve belirli özelliklerin, coğrafyaların, çıkarların
kesiştiği bölgemizin kendine özgü tarihsel oluşumunda, CHP, özgürlük ve
eşitlik sentezinin yolunu açan çağdaş ve evrensel ilkelerin, devrimlerin
sahibi ve izleyicisidir.